....mutsuzluk
en kolay sahip olunandır
belki en acılıların arasında
"en büyük,en derin benim" diyenlerdendir
yalnız olduğuna inanmıştır her varlığın özü gibi
oysa sürüler barındırır içinde
her geçen saniye kimilerinin doğup,
kimilerinin ölmesi gibi
en kalabalık klandır bazen
kimi zaman farkındalığındayızdır
bütün benliğimiz sanki okyanusun ortasında çırpınıyorcasına yalnızdır
çaresizdir içinde
kimi zaman bitirilmeyen cümleler kadar derindir
yakınlığı tarif edilemez
-kalıpsallaşan dünyamızda
gün gelir tenimize değen sıcak bir el ,dokunuştur
o kadar içten vurur
kıyıya vurmuş ölü balıklar gibi oluveririz
fosilleşmeye meraklı
durum analizlerine bürünürüz
-çok bilmişliğimizle
yalnızlığımızın bencilliğinden karşı kıyıları bilemeyiz
onların tenlerine dokunan ellerimiz bize etki edemez
bir sözümüze erir oralar
lavlar püskürtür o taraflar
öylede içtendir ki bu püskürtüler
lakin tarafsızmıdırlar bilinmez
bir kız vardır ağlamaklı
yollar uzar sanki bitmemeye and içmiş
kız ağlar ,yol gider
karşı taraf umursamaz püskürtür kendini
bu lavlar değer mi kıza?
acısını katmanlara böler,kül eder mi?
karşının derinliği yol boyu kızı içine çeker mi?
ıraklar biterde, göz yaşları diner mi?
umut doğar mı ölmeye yüz tutmuş , bırakılmış bedenden?
söner mi ,etekleri üzüntüleri örtebilecek kadar verimlenir mi?
sonu olur mu , sonsuzluğa yuvarlanır mı?
boşluğa davetiye çıkarıp
renkli balolar barındırır mı?
kız tekrar görünür mü?
yolun sonu gelmiş midir?
dağ sönmüş , belkide ölmüş
bağlar kopmuş
bedenler tenin sıcaklığında soğumuşken...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder